site stats
"Çetrefilli Sorulara Gözüpek Yanıtlar"
YM_82_03.jpg

Salih Küçüktuna

Yenimimar 82 - Şubat 2010

Sayılarla mekan üretmek

Salih Küçüktuna, YTÜ Mimarlık Bölümü birinci sınıf öğrencileriyle birlikte yürüttükleri dijital üretime yoğunlaşan çalışmalarını anlattı.

"Duyguların ve dilin ötesindeki sayı, aritmetik, sembolik ve sınıflandırılmış mükemmel bir soyutlamadır, formları üreten ideal elementtir, içine yaşamı koyduğumuz oranları hesaplanmış yapıların geometrisindeki güçtür." Element, Cecil Balmond

Mimari geometri yüzyıllar boyunca Euclid geometrisi ve Platon düşüncesi üzerinden kurgulandı. Platon'un tanımladığı bu temel formlar sadece Mısır, Yunan ve Roma'nın önemli saydığı temel formlar olarak değil, Le Corbusier'nin Yeni Bir Mimarlığa Doğru kitabında tanımladığı silindir, piramit, küp ve küre ile yeniden tanımlanarak modernizmin birincil geometrik objelerine dönüştü. 19. yüzyıl sonlarında Euclid geometrisinin bazı savları non-Euclidien geometri tarafından çürütülse de günümüzde bu temel formlar kullandığımız katı modelleme programlarının birincil objeleri olarak kullanılmaya devam ediyor. Non-Euclidien geometri mimarlara hiperbolik-parabolik yüzeyleri sistematik bir biçimde değiştirme-dönüştürme imkanı tanıdı. Dijital araçların gelişmesiyle ileri geometrilerin de mimarlıkta kullanım alanları hızla genişledi ve genişlemeye devam ediyor.

Geometri ve mimarlık arasındaki ilişkinin ilk kez sistematik bir şekilde kurulduğu alan mimari tasarım stüdyolarıdır. Mimarlık eğitiminin ilk aşamasında öğrenci soyut düşünmeyi mimarlık alanında uygulamayı eğitim sistematiği içerisinde öğrenmeye başlar, aşamalı olarak test eder ve sonunda soyut düşünceyi mimari ürün olarak somutlaştırır. Ben tam da bu noktada mimarlık eğitiminin doğrudan pratik ile yapılması ve bu pratiğin de aynı şekilde yaratıcı düşünme ve soyutlamanın geliştirilmesine yönelik olması gerektiğini düşünüyorum. Burada başlangıçta bir çelişki varmış gibi görünebilir çünkü doğrudan pratik yapmak anlam sorusu üzerinde yeterince durulmadığı şeklinde de anlaşılabilir. Bu durumda "Neyin pratiği?" en başta sorulması gereken sorudur. Cevabı ise sayısal düşünmenin pratiği ve bu pratiğin tasarım eğitimine etkin bir şekilde entegre edilmesi süreci olur. Örneğin biz bu entegrasyonu, kurallı düşünme mantığıyla fiziksel modellemeler üzerinden bir dizi temel tasarım egzersizleri ile stüdyo ortamında gerçekleştirerek ilk üretimleri yapıyoruz. Hedef, temel algoritmalarla sistematik bir biçimde kurgulanan fiziksel mekanlar üretmek ve nihayetinde öğrencilerin kendi tasarladıkları 1:1 ölçekli bir mekan sayesinde ilk mekan deneyimlerini kazanmalarını sağlamak. Sürecin en önemli bileşenleri bilgi, malzeme ve ölçek. Ölçek her şeyin ortak değeri, gerçeklikle kurulan ilişkide de en belirleyici öğe. Malzemenin farklı ölçeklerdeki davranışı da ancak bu ilişki pratiği üzerinden anlaşılabilen bir durum, bilgi ise bizim için sadece gözleme dayalı verilerin toplanması değil aynı zamanda verilerin işlenerek sayısallaştırılması ve tasarım sürecine dahil edilmesi. Mimari tasarım sürecinin değişen en önemli parçası araştırma ve tasarım geliştirme safhaları oldu, özellikle son 10 yılı kapsayan süreçte sosyo-kültürel anlamda her bireyin sadece izleyici olmaktan çıkıp aktif olarak sosyal hayatta rol üstlenmesi ile nitelikli ve performans amaçlı tasarımların üretilmesinin de önü açılmış oldu. Mimarlığın kendi disiplinleri içerisinde bilginin etkin bir biçimde tasarım sürecine dahil edilmesi ve farklı disiplinlerden bilgiyi üreten kişilerin tasarım sürecine dahil olması stüdyoların daha etkin kullanılması ihtiyacını doğurdu. Artık çok sık karşılaştığımız mimarlık atölyeleri de bilginin işlendiği etkileşimli stüdyolara olan ihtiyacın hangi düzeyde olduğunun bir kanıtıdır. W.J. Mitchell'in (MIT) dediği gibi: "Mimarlık, artık sadece kütlelerin ışıkta dansı değil, aynı zamanda bilginin de mekandaki dansıdır."

Dijital üretim, mimarlık eğitiminin ilk yılında pek de alışık olduğumuz bir konu değil, ancak Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Ortamında Tasarım Bilim Dalı 2009-2010 yılında öğrencilerine 1:1 ölçekli mekan tasarımı ve ilk mekan deneyimi tecrübesini yaşama şansı tanıdı. Dijital üretimler bir dizi aşamaya (üç boyutlu tasarım aşamaları, üç boyutlu üretim araçları arayüzleri) ve araçlara (CNC, lazer kesiciler, vakumlu kalıp cihazları, üç boyutlu yazıcılar vs) bağımlı olarak hayata geçiyor. Stüdyo 5 olarak bizim ağırlıklı olarak ilgilendiğimiz ve yoğunlaştığımız aslında üretimin hemen öncesindeki süreç, bir bileşenin çeşitli ölçeklerde üretilerek, birbirine kenetlenme, döşeme, örüntüleme, birleşme, esneme, çoğalma ilkelerini belirlemek ve en önemlisi de kendi kendisini taşıyabilecek kapasitede bir strüktürel kurguya sahip olmasını sağladıktan sonra hayata geçirmek oldu.

2009-2010 Güz yarıyılında final projesi olarak böyle bir strüktürü hayata geçirdi Stüdyo 5 öğrencileri. Sürecin başından itibaren öğrencilerin stüdyoyu aktif olarak kullanmaları, 1:1 ölçekli üretim heyecanı ve artan ilgileri, sonucu çok olumlu etkiledi. YTÜ-MTG koordinasyonu, Stüdyo 5 yürütücülerinin katkısı ve sponsorlarımız böyle bir deneyimin yaşanmasındaki diğer önemli etkenler.

Özellikle vurgulamak istediğim konu ise bütçe; malzeme testleri zaman zaman bütçe sorunlarıyla stüdyoyu etkiliyor ancak yine bu kısıtlamayı olumlu yönde kullanıp ilk deneylerimizi ve prototip üretimlerimizi daha çok kağıt ve türevi malzemeler üzerinden yapıyoruz, dijital üretim de aslında en büyük motivasyonunu bütçe kısıtlamalarından kaynaklanan problemlere getirdiği çözümlerden alıyor. Üretilen strüktür çok düşük bir bütçeyle hayata geçti, bu sonuç bundan sonraki yapılacak üretimlerle ilgili cesaretimizi büyük ölçüde artırdı.

Peter Eisenmann, 2003 yılında İstanbul'da gerçekleşen UIA kongresindeki konuşmasında genç kuşağa ve yeni dijital araçlara dikkat çekerek, postmodern dönemin son zamanlarını yaşadığımızı ve aktif çağa girdiğimizi, bununla birlikte yeni bir mimari tasarım dilinin de gelişmekte olduğunu söyledi. Viyana MAK Galeri'deki Hernan Diaz Alonso'nun Pitch Black isimli sergisinin açılışında Lebbeus Woods benzer bir yaklaşımla şunları söyledi: "Eğer mimarlık dijital araçlarla şekillenecekse, bu araçları kullanarak mimarlığın gidebileceği sınırları gösteren genç kuşak, günümüz mimarlığının önder figürü olacaktır."



Studyo5 blogu

BU YAZIYI PAYLAŞ
  • Facebook
  • friendFeed
  • delicious
  • twitter
  • diggIt
  • Myspace
ARKADAŞIMA GÖNDER
Gönderilecek
E-posta
BU YAZIYA YORUM YAZ
Yorum
İsim
E-posta
1 OKUYUCU YORUMU
SPONSORLAR

YENİ MİMAR BÜLTEN

Yorumlar ve haberler hakkında e-posta almak için bültenimize kayıt olun.

YENİ MİMAR GAZETE

Yeni Mimar, mimarlık ve kent meselelerine eleştirel ve yeni bir bakış açısıyla eğilen aylık bir gazetedir. Bunu yaparken gündemdeki konuları, farklı disiplinlerden uzmanlara yönelttiği çetrefil sorulara onların verdiği gözü pek cevaplarla sunar.

XXI'DE BU AY

YATAY GÖKDELEN

Steven Holl Architects

Steven Holl Architects'in Şenzen'deki projesi Vanke Merkezi, zemin seviyesini kamusal alana ayırıp sekiz ayak üzerinde yükselere


www.xxi.com.tr