
Berlin'in merkezinde, Kreuzberg'de her an dağılacakmış gibi duran küçük köhne bir bina var. Binanın hikayesi şu: 1983 yılında bir bahçıvan Berlin Duvarı'nın yanında 150 metrekarelik bir atık alanını kendi meyve bahçesine dönüştürür ve bir şekilde dünyanın gözlerinin üzerinde olduğu, en stratejik ve en iyi korunan peyzajlarından birinde bu bahçeyi gerçekleştirmiş ve şimdilik paçayı kurtarmış durumda.
1980'lerin başında Berlin Duvarı hala Doğu'yu Batı'dan ayırıyordu. Demir perdenin en dramatik alametlerinden biri, Berlin'i 20 yıldan fazla bir süre birbirinden bağımsız olarak gelişen iki farklı şehre ayıran, 140 kilometrelik bu duvardı. Bu duvar, İkinci Dünya Savaşı sonrası müttefikler tarafından onaylanan bölgelere dayanılarak, Berlin yaşamıyla ve kentsel dokuyla hiçbir mantıksal bağı olmaksızın şehrin içinden geçirildi. Ellerinde sınırsız nükleer silah bulunduran iki paranoyak süper gücü ayıran duvar boyunca, her an bir Üçüncü Dünya Savaşı'na sebep olabilecek bir gerilim sürüyordu.
Berlin'in bir çok mahallesi gibi, konut alanlarının ortasından, ağaçlarla çevrili bir bulvar boyunca Kreuzberg ve Mitte de duvarla ayrılmış durumdaydı. Duvar bu eğri boyunca gidiyordu ve duvarın yarı mesafesinde, duvarın dışında yer alan 150 metrekarelik bir arsa konumlanıyordu. Doğu Berlin'e ait olsa da bu alan, kuvvetle muhtemel Doğu tarafındaki muhafızların daha iyi gözlemlemeyebilmesi için temiz bir hat oluşturmak adına dışarıda kalmıştı. Batı Berlin, duvarın yanlış tarafında kaldığı için bu alanı kullanamazken, Batı ise teknik olarak Doğu Berlin'in toprağı olduğu için çürümeye bıraktı.
1983 yılında Batı yakasında, Anadolulu yaşamını sürdüren emekli bir mahallelinin çöp yığını olan bu alanı farkederek bir meyve bahçesine dönüştürmeye karar verdi ve kendine mal etti. İlk başta sadece bir bahçe olarak kullanırken, ardından arsaya köhne bir ev inşa etti. Ona karışabilecek kimse yoktu, Doğu Almanya'daki yetkililer, tansiyonu yükseltmeyi göze alamıyordu, zaten bu küçük bahçe duvarın dışında kalıyordu. Batı Almanya'dakilerin ise hiç bir yetkisi yoktu. Bir seferinde dünya barışına bir tehlike oluşturmadığından emin olmak adına bahçıvanla konuşmaya Doğu Almanya'dan, duvarın diğer tarafından gelerek konuştular, ama ilişkiler bunun ötesine geçmedi.
Bugün duvar tamamen yok oldu, ardından bütün izleri kaldırıldı. Küçük köhne bina ise hala duruyor, her zamankinden daha da ön planda. Zamanla gayriresmi bir turist çekme mekanı oldu. Bahçıvan ise artık iyice yaşlı, küçük bir para karşılığında turistleri gezdirerek, hikayesini anlatıyor. Önünden her geçişimde, ağaçlı bir bulvarın ortasında yer alan bu evin etrafında daha fazla turisti fotoğraf çekerken görüyorum.
En önemli soru şu: Bugün Berlin'de gecekondunun önemi nedir? Bana göre, insan dehasının ve girişiminin yansıması. Bir kanyonun, hiçbir canlının yetişmediği varsayılan düz kesiminde tutunmuş inatçı bir ağaçla aynı cazibeye sahip. Bütün zorluklara rağmen doğa ya da insanlık zafer kazanabiliyor, hatta süper güçlere karşı bile. Bu bir şekilde, bireyselliğin, mazlumun zafer anıtı ve Berlin mazlumları sever.
Görüştüğüm bütün mahalle sakinleri bahçıvan ve evinin destekçisi. Berlin, yapılı çevresinde birçok çeşitliliğin gözlendiği bir şehir. Kuşkusuz Avrupa'nın en güzel şehirlerinden biri diğer yandan mimari mirasında en fazla çeşitliliği barındıran kent olarak da tanımlanabilir. Uzun yıllar boyunca devlet, 20. yüzyılın getirdiği tahribatın ve bölünmenin izlerini silmeye çalıştı. O izler farklı, yeni ve daha dostane bir Berlin oluşturmak adına teker teker yok oldular.
Bu bizi sıradaki soruya yönlendiriyor: Bu bahçenin varlığını sürdürmesine izin verilecek mi? Şimdiye kadar bu küçük evin hikayesi -ya da efsanesi- kendinden büyük ve bu yüzden de varlığını sürdürüyor. Evin böylesi özel bir hikayesi olmasa üzerinden geçen bir buldozerle çoktan silinmiş olurdu. Turlar ve röportajlarla turist pazarına giriş yapmak evin sahibi için sadece bir gelir kapısı değil, aynı zamanda ayakta kalmak için bir strateji. Bu gayri resmi tarih parçası paylaşıldıkça, bu evin ayakta kalma şansı artıyor. Şimdiden kendi efsanesini oldukça geniş bir ölçekte yaşıyor. Gelecekteki gelişmelerden ve alanın özelleştirilmesinden de sıyrılabilecek mi göreceğiz.
* WAUA
Yorumlar ve haberler hakkında e-posta almak için bültenimize kayıt olun.
Yeni Mimar, mimarlık ve kent meselelerine eleştirel ve yeni bir bakış açısıyla eğilen aylık bir gazetedir. Bunu yaparken gündemdeki konuları, farklı disiplinlerden uzmanlara yönelttiği çetrefil sorulara onların verdiği gözü pek cevaplarla sunar.

Dünyanın Sonu Geldi (mi?)
Tassos Kotzanastassis
Dubai'nin hızlı gelişiminde en önemli rolü üstlenen Dubai World, borçlarının ertelenmesini istedi.