site stats
"Çetrefilli Sorulara Gözüpek Yanıtlar"
YM_74_04b.jpg

Erdem Üngür, Işık Gülkaynak

Yenimimar 74 - Haziran 2009

İstanbul'da Çöpün Gerçek Sahibi Kim?

Işık Gülkaynak ve Erdem Üngür'ün İstanbul'da kayıt içi ve kayıt dışı olarak iki farklı yöntemle gerçekleşen geri dönüşüm süreçleri üzerine yaptıkları araştırma, çöpün kimin olduğu sorunsalına odaklanıyor.

Tüketicinin satın aldığı ve şahsi malı haline getirdiği tüketim nesnesi, sahibi tarafından terk edildikten sonra kime aittir? Belediye hangi görünür sebeple toplayıcıları yağmalar? Çöp ilk bulanın mıdır, yoksa sokaktaki başıboş her şey devletin malı mıdır? Çöpün eski sahibi öncelikli yeni sahibi midir? Apartmandaki gazeteleri toplayıp kağıt fabrikasına götüren duyarlı vatandaş hırsızlık mı yapmış olur?

Nüfuslar çoğalıp yoğunluklar arttıkça; köylerin kasabaya, kasabaların şehre, şehirlerinse metropollere dönüştüğü meşakkatli ve sonsuz süreçler, yüzyıllardır yeni gelenin barınmasını sağlayan, başından beri orada olanın ise artan ihtiyaçlarının karşılanmasına yarayan, gittikçe özelleşen iş kollarının ortaya çıkmasına sahne oldu. Son yüzyılların endüstriyel gelişmeleri ve kapitalist düzenin getirileri, tüketilenin niteliğini değiştirmiş ve niceliğinin artmasına önayak oldu. Tüketilmiş olanın ömrünü tamamlamış olmadığının ve yeniden kullanılabilirliğinin keşfi ise geri-dönüşüm/kazanım pazarlarının oluşmasını sağladı. Ekolojik dengenin bozulması ve dünyadaki hammadde rezervinin azalması ile bu pazar ve dolayısıyla “çöp” gittikçe değerlenmiş ve değerlenmeye devam ediyor. Bu değer, ondan gelir elde etmek isteyen yasal ve yasak sistemlerin bir türlü çözümlenemeyen çatışmaları düşünüldüğünde hiç de küçümsenmeyecek bir boyutta.

Ancak, bunlar kapitalist düzenin tüketim politikaları sebebiyle, toplumsal farkındalık noktasında yer bulamıyor. Kullanıcı için ve onun yerine gerçekleştirilen üretim ve atık dönüşümü evreleri artık kullanıcı tarafından merak edilmiyor. Günümüz ekonomik sistemi, nesnenin nereden gelip nereye gittiğini önemsiz hale getirirken, kişi katılımının tüketici sıfatına indirgendiği bu süreçte, tek kontrol edebildiği evredeki faaliyetini, artan oranlarda gerçekleştiriyor. Tüketim anı sonrasında nesne, bir başlangıçsızlık ve sonsuzluk içerisinde kalır. Sanki nesne ortadan kayboluyor. Ancak gerçekte biçim değiştiriyor ve sosyopolitik, ekonomik sistemlerin belirlediği yolda etrafına değer saçarak yeniden tüketime katılıyor. Atığa yabancılaşıldığı gibi, atığı geri kazanılmak üzere toplayan ve ayrıştırana da yabancılaşıldı. Toplumun ötekisi haline getirilmiş olan bu insanların durumlarının farkedilmesi, insanca yaşama ve çalışma koşullarına sahip olmak için seslerini duyurabilmeleri, topluma ve sosyo-ekonomik sisteme yeniden dahil olmaları, geri dönüşümün üzerine oturduğu ekolojik felsefe açısından kaçınılmaz.

Burada, “kent” olgusuna varmadan önce biyoloji ile ilintiyi kurduğumuz nokta olan ekosistem kavramını biraz açmak gerekiyor. Ekosistemler, belirli bir alanda bulunan canlılar ile bunları saran cansız çevrenin karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik arz eden ekolojik sistemler. Ve aslında bir ekosistem, temel olarak abiyotik maddeler, üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcılardan oluşur. Ekosistem kavramı, kent çerçevesinde yorumlandığında karşımıza çıkan; yine hammadde, onu ürüne çeviren üretici, kullanıp tüketen tüketici, atığa dönüştükten sonra onu ayrıştırıp toplayan ve nakleden toplayıcı ve ek olarak onu pazara yeniden süren geri dönüştürücülerdir. Görülüyor ki bu özneler, metanın geçirdiği üretim, tüketim, atım ve geri dönüşüm zincirinde üstlendikleri görevleri bağlamında nitelendiriliyorlar.

“Tüketim nesnesi - atık” ve görevleri bu şeyler üzerinden belirlenmiş olan “tüketici – toplayıcı” ikiliğindeki paralellik ilginç. Sokak toplayıcısı olarak nitelendirilen ve yasak olan sistemin en önemli fakat en mağdur konumdaki bileşeni olan bu bireylerin, yaptıkları iş bağlamında tanımlanan bir topluluk olarak kent ekosistemi içerisindeki yerleri önemli olmakla beraber bir görünmezlik kisvesine de bürünmüş ya da büründürülmüş. Tüketici, toplayıcının farkında değilken, toplayıcı da görünmezliğinden şikayetçi değil aslında. Sistem, ilginç olarak ancak bu şekilde işleyişini sürdürebiliyor.


TÜRKİYE'DE VE İSTANBUL'DA GERİ DÖNÜŞÜM SEKTÖRÜ
Geri dönüşüm, İstanbul’da gözlerden uzak bir şekilde varlığını sürdüren, içindeki çifte yapılanma sonucu sorunlu, fakat zaman zaman iki tarafın da anlaşmasına dayalı bir yapı sergiliyor. Türkiye’nin diğer birçok kentinde olduğu gibi, gelişmiş ülkelerin atık geri dönüşüm sistemlerinden farklı olarak; iki tip toplama ve aktarma yöntemi bulunuyor. Makalede, bunlardan bir tanesine “kayıt içi” diğerine de “kayıt dışı” olarak değinildi.

Kayıtiçi sistem: Konutlar ve kurumlardan çıkan karışık evsel çöp, yaş çöp ve kuru çöpler belediye araçları vasıtasıyla aktarma merkezlerine getiriliyor. Aktarma merkezleri atıkların, şehrin dış çeperlerinde bulunan geri kazanım ve kompost ya da bertaraf tesislerine doğrudan gitmesini engelleyerek ulaşım maliyetini ve trafik yoğunluğunu azaltmak niyetiyle oluşturulmuş üniteler. Aktarma merkezine gelen karışık çöpler sıkıştırılarak büyük silolar (yüksek yük kapasiteli ağır vasıta) vasıtasıyla ana bertaraf sahalarına ulaştırılıyor. Buralarda atıklar türlerine göre farklı prosedürlerden geçiriliyor ve üretim sistemine geri kazandırılıyor.

Kayıtdışı sistem: Çevre ve Orman Bakanlığı’nın KAAP (Katı Atık Ana Planı) çerçevesinde yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen bulgular şöyle: “... Sokak toplayıcıları tarafından geri kazanılan atığın toplam kentsel katı atığın %10’unu ve geri dönüştürülebilecek katı atığın ise %25-30’unu oluşturduğu tahmin edilmektedir. Bu tür bir geri kazanım sağlıklı ve yasal olmamasına rağmen ilgili gruplar çok iyi organize olduklarından hala devam etmektedir. Türkiye’de belediyelerin işletiminde olan maddesel geri kazanma tesislerinin toplam kapasitesi yaklaşık 250.000 ton/yıl olarak belirlenmiştir. Buna rağmen bu tesisler 30.000 ton/yıl gibi çok düşük bir işlem hacmiyle çalışmaktadırlar. Belediyeler tarafından geri dönüştürülen miktar, sokak toplayıcılarınınkine göre çok düşüktür.”

Tarlabaşı, Beyoğlu bölgesinde yapılan gözlemler sonucundaki bulgulara göre kayıtdışı sistem dört ya da beş bileşenden oluşmaktadır ve aşağı yukarı şöyle işliyor; Toplayıcılar, sokaktan ya da sözlü anlaşmada bulundukları kurumlardan topladıkları ayrıştırılmış ambalajlı atıkları, iki üç kişinin kira paylaşımında bulunduğu (apartmanların giriş katlarında bulunan) kapalı depolarda birkaç gün boyunca biriktiriyor ve daha sonra 1.aracının denetimi altındaki daha büyük depolara aktarıyor. Bunlar, kantar, ayrıştırma bandı, sıkıştırıcı gibi bazı teknik ekipmanların bulunduğu yarı kapalı depolar. Kilogram üzerinden alınan plastik, metal ve kağıt atıklar kendi içlerinde de türlerine göre ayrıştırılıp sıkıştırıldıktan sonra kamyonlar ile 2. ve belki 3. aracıya götürülüyor, daha sonra da geri dönüştürücü firmalara yine kilogram üzerinden satılıyorlar. Son aracıya gelindiğinde artık sistem kayıt altına giriyor, toplayıcı olarak toptancı şirketin kendisi görünürken fabrikaya sattığı malı da faturalandırıyor. Metaller, eritmecilere, plastik ürünler de kırmacılara götürülüyor. Bu aracılar sisteminin sonucu olarak, çöpün değerlenme sürecinin en başında yer alan toplayıcılar onun son fiyatından çok daha düşük yüzdeli bir paya sahip olabiliyorlar.

Ankara Geri Kazanım Derneği Bogota Konferansı bildirisinde (2008) Türkiye’de yaklaşık 200.000, İstanbul’da 100.000 katı atık toplayıcısı olduğunu ve çöp toplayıcılarının genelde göçmenlerden, azınlıklardan ya da diğer radikal gruplardan oluştukları, her yaş grubundan olabildikleri, genellikle erkeklerden oluştukları, işe genelde geçici olarak, mevsimsel periyodlar dahilinde başladıkları, sonrasında düzenli şekilde devam ettikleri ve genelde gecekondularda, kaliteli çöpün çıktığı ekonomik açıdan yüksek bölgelere yakın oturdukları dile getiriliyor.

Toplayıcılara hizmet veren sendika ya da platform olarak 2005 yılında kurulmuş Ankara Geri Kazanım Derneği ve KATIK Geri Dönüşüm İşçileri Gazetesi gibi oluşumlar gösterilebilir. Bunlar, toplayıcıların haklarını aktif bir şekilde koruma çalışmalarında bulunuyor, fakat belediye ile olan çekişmeler durdurulamıyor. Belediye, lisans verdiği firmalar ve bölge zabıtalarıyla zaman zaman toplayıcıların depolarına gidip yağmalamalarda bulunuyor. İşte burada çöpün kimin olduğu sorusu devreye giriyor, ne şekilde ve görünen hangi sebeple çöpün toplayıcının elinden alındığı ilginçtir.

Araştırma projesinin başlarında, planlanan çözümlerin, var olan kayıt dışı iş gücünü ortadan kaldırmaya odaklandığını görmüş, bu duruma karşı durmuştuk. Belediyenin var olan iş gücünü sosyal haklar ve hak edilen ücretlerle kadrolaştırıp neden iki tarafın da işine gelecek bir çözüme gitmediğini ise anlamamıştık. Ancak toplayıcılarla yapılan görüşmelerde herhangi bir kurumda ücretli olarak çalışmanın, var olan gelirlerini daha da düşüreceği görülmüş ve toplayıcıların bu konuda çok da istekli olmadıkları ortaya çıkmış. Bunların dışında, iş saatlerindeki serbestliğin kaybedilmesi ve kurumsal bir yapılaşma içine girmekteki isteksizlik de toplayıcıları belediye formasyonundan uzaklaştırıyor. Bizce, kayıt dışı sistemin kayıt içi sisteme dahil edilmesi sürecinde, belediye ile mevcut ve gelecekteki işçi örgütleri arasındaki ilişki belirleyici olacak1.

Kaynaklar
R&R Bilimsel ve Teknik Hizmetler Ltd. Şti. (2008), Atık Geri Kazanımı ve Geri Kazanılabilen Atıkların Ayrı Toplanması raporu, İstanbul T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Atık Yönetimi Daire Başkanlığı (2006), Katı Atık Ana Planı Nihai Rapor Cilt I, İstanbul Çevre ve Orman Bakanlığı (2007), Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atık Yönetim Müdürlüğü Faaliyet Raporu (2006) Temel, H. & Dhuy, E. (2008), Ankara Geri Dönüşüm Derneği Bildirisi, I. Uluslararası Bogota Atık Toplayıcıları Konferansı http://www.istac.com.tr/ http://www.cevko.org.tr/ http://www.beyoglu.bel.tr/ http://www.cevreorman.gov.tr/

BU YAZIYI PAYLAŞ
  • Facebook
  • friendFeed
  • delicious
  • twitter
  • diggIt
  • Myspace
ARKADAŞIMA GÖNDER
Gönderilecek
E-posta
BU YAZININ DİĞER GÖRSELLERİ
SOSYAL MEDYA



YENİ MİMAR BÜLTEN

Yorumlar ve haberler hakkında e-posta almak için bültenimize kayıt olun.