site stats
"Çetrefilli Sorulara Gözüpek Yanıtlar"
YM_42_16a.jpg

Nevzat Sayın

Yenimimar 42 - Ekim 2006

Malzemeyle Düşünmek...

Nevzat Sayın, Umur Matbaa ve Kırtasiye Projesi deneyimi üzerinden malzemeye ve detaya yaklaşımını anlatırken, malzeme seçiminin tasarım sürecindeki yerine dikkat çekiyor: "Malzemeyle düşünmeliyiz. Malzemeyle düşünmeye başladığımızda sonuçta elde edeceğimiz yapı başlangıçta düşündüğümüz yapı olur ve bütün detayları bu düşüncenin içinden akar."

"İnşa etmek"; her zaman zor bir iştir. Hantaldır. Gelişme hızı azdır. Hızla değişen ve giderek hızlanan dünyada bütün çabalara rağmen hala kendi zamanını dayatan ve "ağır-ağır" yapılan işlerden biridir. Gelişmiş ülkelerle diğerleri arasında müthiş bir fark yok bu konuda. Fark, yapılan işin niteliğinde. Birisinde "aynı şey" daha iyi, diğerinde daha kötü. Ülkenin gelişmişliği azaldıkça kötülük de derinleşiyor.

1950'lerden sonra artan inşa etme faaliyetlerinde önemli bir nokta farkedilir: Dönemin getirdiklerinden biri göçtür. Kırsal kesimlerden kentsel kesimlere göç. Bu göç, barınma ihtiyacını azdırmış ve yeni bir iş kolu yaratmıştır. "Küçük müteahhit" diye tanımlanan adamlar karlılık marjı diğer iş kollarına göre daha düşük olan ve kentli büyük sermaye gruplarına çekici gelmeyen bu iş için aday olurlar. Köyden kente göçen varlıklı ama "mesleksiz" köylülerdir bunlar. Bu yeni iş kolunda çalışacak olanlar da yoksul köylüler olur. Ve bu inşa etme kadrosu neredeyse hiç değişmeden bugüne kadar gelir.

1950'lerde neredeyse dünyanın her yerindeki gibi gelişen "modern hayat" burada da yapı üzerindeki etkilerini gösterir ve apartmanlar dizilmeye başlar. Doğrusu başlangıçta neredeyse aynen tekrar edildiği için iyidir. Sonra sonra yapımcılar ve kullanıcılar kendi yorumlarını kattıkça tuhaflaşmaya başlar. En önemli tuhaflık, inşa edilen yapı ve sayısı arttıkça mimarların devreden çıkması ve inşa etme standartlarının neredeyse yok olmasıdır. Betonarmenin görece kolaylığı ve hata payı genişletilebilir özelliği bu durumu destekler ve başka malzeme ve sistemlerin de olabileceği unutulur. Ahşap, yangınlar nedeniyle gibi görünse de aslında doğru dürüst bir işçilik gerektirdiği için tamamen bırakılır. Çelik ise neredeyse hiç hatırlanmaz, farkedilmez bile. Çünkü çelik için malzeme üretimi, eleman eğitimi, mimar, mühendis gereksinimi ürkütür.

Çelik hala gerektiği kadar kullanılmayan bir malzeme. Oysa kimi projelerde neredeyse olmazsa olmaz. Büyük açıklık, hafif yapı, kısa süre, eklenebilme olanağı, değişebilme yeteneği gibi özellikleri onu benzersiz kılıyor. Artıklarının, eskimişlerinin, sökülmüşlerinin işe yaraması, dönüştürülebilir olması da cabası.

Çeliğin bir başka özelliği de kalifiye elemanlara ihtiyaç duyan bir malzeme olması. Yapı çeliklerinin atölyelerde işlenip, yapı elemanlarına dönüştürülmesi de, yapı elemanlarının montajı da ancak kalifiye elemanlar tarafından yapılabilir. İmalat ve montaj aşamalarındaki hata payı küçüklüğü önemli bir veri. Kaynakla birleştirilerek kullanılan çelik, inşa etme alışkanlıklarını derinden değiştirir. İki parçanın bir işlemle tek bir parçaya dönüştürülmesi o güne kadar bilinenlerin tamamen dışındadır. Kaynakla atölyede ve denetlenebilir bir ortamda oluşturulan yapı elemanları şantiyede bulonlarla bir araya getirilir ve taşıyıcı sistem her aşamada ve yapım sırasında kontrol edilebilir. Kalite yönetimi denilen ve elde edilebilmesi için seminerler ve özel eğitimler gerektiren olgu kendiliğinden ortaya çıkar.

Oluşacak hata kolaylıkla giderilebilir değildir ve göze alınamaz. Oysa biliyoruz ki derme çatma bir kalıpla ve bu kadar yeter denilerek hesaplanmış beton iskeletle, eğri büğrü delikli tuğla duvarlarla ve hepsini örtüp geçen kırık ökük bir sıvayla yapılmış çok yapı var.

Deprem bölgelerinin en önemli konularından biri "hafif yapı". Kendi ağırlığı azaltılmış bir yapıyla depremle başa çıkmak daha kolay. Çelik bu ayrıcalığı yaratabiliyor. Tabi betonarme gibi yapmaya kalkışmadığımız sürece.

Betonarmeyle yapabileceğimiz bir yapıyı "aynen" çelikle yapmaya kalktığımızda daha ağır bir yapı bile elde edebiliriz.

Malzemeyle düşünmeliyiz. Malzemeyle düşünmeye başladığımızda sonuçta elde edeceğimiz yapı başlangıçta düşündüğümüz yapı olur ve bütün detayları bu düşüncenin içinden akar. Her nokta büyük bütünün özelliklerini taşır. Bağlantı, çekme, gerilme, basınç, yanal etki, düşey etki, seğim, esneklik, v.b. mühendislik terimleri görüş açınız içinde duruyor olur. Bu nedenle çıplak detay bırakmak ve bütün bu ilişkileri ve olup, bitenleri görmek önemlidir.

Yapılan işin hakikatinin en iyi ifadesini bulduğu yer belki de bu noktalardır ve belki bu yüzden "şeytan/tanrı detaydadır" denir.

BU YAZIYI PAYLAŞ
  • Facebook
  • friendFeed
  • delicious
  • twitter
  • diggIt
  • Myspace
ARKADAŞIMA GÖNDER
Gönderilecek
E-posta
BU YAZININ DİĞER GÖRSELLERİ
SOSYAL MEDYA



YENİ MİMAR BÜLTEN

Yorumlar ve haberler hakkında e-posta almak için bültenimize kayıt olun.