5 Ekim 2010 16:41
The Responsive City (TReC) ekibi, 27 Eylül - 3 Ekim arasında, Amberplatform'da Play the City/Yapyaşa İstanbul etkinliğini gerçekleştirdi. Etkinliğin amacı, kentsel dönüşüm sürecinin aktörlerini bir araya getirerek İstanbul’un temel bir kent adası ölçeğinde birlikte donüşümünü canlandırmak ve kent için karşılıklı anlayışa ve ortak çıkarlara dayalı yeni bir vizyon oluşturmaktı.
Alternatif kent oluşturma süreçlerinde oyunun rolü nedir?
“ Ciddi oyunlar ya da birlikte canlandırma yolu ile kent tasarım projeleri öncelikle iki şeyi aynı anda yapabiliyor:
1. Ortak karar alma,
2. Alınan kararların anında fiziki mekanda görüntülenmesi.
Alıştığımız kent oluşturma pratiklerinde insanlar bir araya gelip tartışırlar. Bu sürecin farklı aktörlerinin gidebildikleri en ileri nokta, bir atölye çalışması olabilir ve burada birlikte sözel kararlar alınmaya çalışılır. Ancak çıkan kararlar görselleştirilemez. Diğer bir deyişle aktörler, alınan kararların fiziksel mekana tercümesini çoğu zaman yapamaz. Birlikte kararlar verilir, kağıtlara yazılır ancak bunun uygulamaya dönüşmesi noktasında, yapılan tartışmadan çıkan sonuçların nasıl plana aktarılacağı tasarımcının yorumuna bırakılır, ki tam da bu yüzden katılımın önemli unsurları olan açıklık ve karşılıklı güvende sarsılmalar olur. Yapyaşa ile yapmaya çalıştığımız, çok daha birebir bir çalışma. Öncelikle beraber karar veriyoruz. İkincisi de verdiğimiz kararların nasıl bir fiziksel çevre üreteceğini de 1/100 ölçekli bir kent maketi etrafında berabarce deneyerek üretiyoruz.
Elbette kent simülasyonunun planı ürettiğini, bunun sonucunda çıkanın birebir uygulanacağını iddia etmiyoruz. Oyunun sonuçları (ki farkettiyseniz Yapyaşa'nin sonsuz olasılıklı sonuçlar üretme kapasitesi var) aktörlerin önemli buldukları parametreleri ortaya çıkarmak. Bu parametreler bina yoğunluğu, kamusal mekan ya da kat yüksekliğiyle ilgili olabilir.
Yapyaşa'yı yaratmaya aslında bundan bir yıl önce proje ortağım ve aynı zamanda TreC üyelerinden Hans Vermeulen ile, katıldığımız İstanbul Inura Konferansı sırasında karar verdik. Konferans programında dönüşümün tüm aktörleri bir araya geliyormuş gibi görünse de aslında pratikte biz, bariz bir iletişimsizlik ve hatta kutuplaşma gözlemledik. TOKİ'den mahalle derneklerine kadar tüm dönüşüm oyuncuları diğer aktörlerle bir araya getirilmeden monolog halindeki mesajlarını verip salondan ayrılıyorlardı. Ve gerçekten de konferans gibi eski moda ve dolaylı ortamlar bu aktörlerin etkileşimi için doğru platformlar değiller. Doğru ve verimli iletişim icin karşılıklı etkileşmenin çay aralarındaki tanışmaların ötesine geçebildiği bilinçli ve tasarlanmış metodlar gerekiyor. Ciddi kent oyunları tam da bu amaç icin ideal ortamlar, Biz ayrıca oyunda olabilecek kutuplaşmaları kırabilmek için, rol oynamayı daha ileriye götürerek, katılımcıların normal hayattaki pozisyonlarının tam tersi bir rolü oynamalarını istedik. Farklı rolleri oynayarak, birbirilerini daha iyi anlayıp, karşı tarafın şart ve argümanlarını anlamalarını istedik. Örneğin bugün dönüşüm geçiren bir mahallenin sakini olan katılımcımız, belediye başkanı rolünü üstlendi ve evi yıkılacakken dönüşümü savunur, gerekçeler üretir oldu. Bizim için bir kerelik diğerinin rolüne bürünmesini, örneğin bir belediye başkanının kısıtlı bir sürede bir işi gerçekleştirmek zorunda olduğu vb durumları düşünmesini sağlamak önemliydi.
Tabii bu projenin amacına ulaşabilmesi için planlama sürecinin tüm aktörlerinin bir arada olmasıyla gerçek bir buluşma sağlanması gerekiyor. Bu noktada ben katılımı tam kadro olarak gerçekleştiren özellikle yerel aktörlere buradan yeniden teşekkür etmek istiyorum. Arnavutköy Merkez mahallesi, Kartal Yunus Mahallesi ve Sarıyer mahalleler platformu yerel belediye temsilcileriyle oyuna katıldılar. Ancak İBB Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü, TOKİ ya da İMP gibi sürecin başından beri bizimle iletişimde olan, böyle bir projeye ihtiyaç duyduklarını ve ellerinden gelen desteği vereceklerini belirten taraflar ne yazık ki oyun zamanı masalarındaki işleri bırakıp gelmediler. Bu anlamda umarız Yapyaşa, İstanbul ve Türkiye için bir başka kaçırılmış fırsat olmaz.
Umarız artık dönüşümün aşağıdan ve yukarıdan hareket eden tüm aktörleri bu davanın hepimizin ortak davası olduğunu ve beraberce ortak akılla hareket etmemiz gerektiğini, birbirimizden ürkmeden defalarca deneyerek doğru iletişim yolunu bulmamız gerektiğini ve hepimizin aynı gemide olduğunu farkederler.
Biz, TreC olarak diğer taraftan Yapyaşa'nin Hollanda ayağı 'World of Citycraft'i üretmekle meşgulüz. Türkiye'den farklı olarak orada ürettiğimiz ciddi oyunlara belediyelerden talep geliyor, çünkü orada uzmanlar planlamayı insanlarla beraber yapmak zorunda olduklarının farkındalar. Orada yapılan planlarda kentlerin cansız, sıkıcı olması gibi sorunlar olduğu için kentlerin daha organik olmasına çalışıyorlar. Kenti sakinlerinin üretmesinin öneminin farkındalar. Aralarında belediye çalışanlarının da olduğu katılımcılar tüm aktörlerle önce yüzyüze gelip anketler yaparak, ardından oyundaki aktörleri biraz da kendileri modelleyerek, bu işe ciddi bir zaman yatırımı yaparak bunu hayata geçiriyorlar. Araştırmadan planlamaya, aylarca devam eden bir süreci, biz İstanbul'a da getirmeye çalışıyoruz. Bizim için önemli olan bundan beş sene sonra da olsa, birilerinin bu projenin hassasiyet ve önemini görmeye başlaması.
”