6 Kasım 2009 10:08
Bir "star mimar" naif olabilir mi?
“ Bahçeşehir Üniversitesi'nin konferans salonunun koltuklarına sığmayıp merdivenlerine, hatta salonun sahnesine taşan kalabalığın karşısında "star mimar" aurasından sıyrılmış bir Lord Rogers of Riverside vardı.
Konu bir "celebrity"nin konferansını değerlendirmek olunca, hele ki işleri yıllardır tartışılan, araştırılan, üzerinde çalışılan bir isim olduğu zaman işlerden, bu işlerin mimar tarafından nasıl sunulduğundan çok mimarın -mümkünse mimarlığından da sıyrılmış- söylemini değerlendirme eğilimi doğuyor.
Lord Rogers ununu elemiş eleğini asmış. Daha önceleri nasıldı bilemiyorum ama ilk izlenimim yaşının da etkisiyle aşağı yukarı aynı kariyere sahip insanlarda gözlemlemeye alıştığımız egonun pervasızca dışarıya yansımasını kontrol etmek gibi bir yetiye sahip oluşu. Bunu düşünmeme yol açan ne ne kadar naif olursa olsun tüm sorulara (politik ve popülist de olmayan) cevaplar vermesi, ne de üç kez kötü bir öğrenci olduğunu (bizden biri olduğunu (?)) hatırlatmasıydı.
Projelerini anlatırken sürekli takım arkadaşlarına, çalışma hayatı boyunca şanslı bir şekilde hep iyi ekiplerin bir parçası olmasına vurgu yaptı, beraber çalıştığı mühendislerin isimlerini telaffuz etti.
Dinleyenlerin çoğunun ezbere bildiği yapılardan bahsederken ağdalı metaforlar kullanmaması bile bir olgunluk (doymuşluk, belki bıkmışlık) belirtisiydi.
Projeleri geliştirirken kamuya açık yüzlerini de müşteriye bakan yüzü kadar önemsemek ve kullanıcının davranışlarını önmli bir bileşen olarak programlara dahil etmek belki duymaya çok alıştığımız klişe argümanlar.
Peki bunları Richard Rogers söylerken niye inanalım?
Beni bütün sununmlarının sonunda kullandığı imajla kandırıyor: Hayatının kırılma noktası olan projeye dair en çok kullandığı fotoğraf, o yapının bir cephesinden bir detaya sarılmış olan bir kullanıcı: bir palyaço.
En çok kullandığı kelime: Naif Bir yarışmayı kazanacağına, bir projeyi kotarabileceğine veya bir işi alabileceğine inanacak kadar naif olduğu için bu günlere geldiğini çok kez tekrar etti. Naivity kavramının bu bağlamda Türkçe'nin "cahil cesareti"yle "hırs" arasında bir yerlerine denk geldiğini iddia edebiliriz. ”
Görsel: Simon Fieldhouse